Bir mürşide (irşad eden) rabıta yapmak da böyledir. Bu Rahmâni olan rabıtadır. Mürit (hayrını murat eden kişi) bir veliye bende olur. Kalbini onun kalbine bağlarsa onun gibi olur. Merbutunun tüm hali ile rabıtası nisbetince hemhâl olur. Onun gibi düşünür. Onun gibi yer. Onun gibi giyinir. Hatta bazen mimiklerine kadar taklit eder. Burda önemli olan iki şey vardır.
1- Merbutunu iyi seçmek.
Eğer iyi bir merbut seçmezse daha da kötüye gidebilir. Sapık tarikatlerin başlarındaki adamlara sevgi besleyen muridlere bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Merbutunu (mürşidini) iyi seçtikten sonra 2.ye sıra gelir.
2- O merbutunun maddi tarafı ile değil. Manevi tarafı ile hemhâl olmak gerekir. Onun gibi giyinmek, oturup kalmak yerine. Onun gibi yaşamak. Kalbini onun gibi Allah'a çevirmekle meşgul olmak gerekir.
Mürid rabıta yaparken illa yanında olmak gerekmeMektedir. Dünyanın bir ucundan diğer bir ucuna rabıta olur. Çünkü kalpler Allah'ın elindedir. Ve kalpten kalbe bir yol vardır. Bu yol için engel yoktur. Yeter ki kişi muhabbet beslesin.
İslam'ın terbiye sistemi olarak kullandığı tasavvufta mekanizmasında olan rabıta budur işte. Yoksa bazı beyinsizlerin iddia ettiği gibi bir veliye, Allah dostuna tapmak secde etmek, onu ilah yerine koymak gibi saçma birşey değildir.
Sadece bir insanın, kendi kalbini sevdiği birine bağlayarak onun ahlakıyla ahlaklanması hadisedir. Bağlandığı halde düzelmeyen müridin eksiği rabıta yapması değil. Merbutunu iyi seçmemesi veya eğer seçtiyse de rabıtasinı sağlam yapmamasıdir.
Diğer bir rabıta da şeytânî olanıdır. Buna rabıta demek çok ta doğru değildir. Ancak anlaşılması için böyle izah edilir. Bu aslında hayranlık, taraftarlık, sapkınlık, fenomenlik gibi güncel terimler ile de ifade edilebilir.
Mürid (şerrini murad eden kişi) kalbini bir artiste, bir fulbolcuya, bir şarkıcıya, bir dansçıya, bir sihirbaza, kısaca mâsivâllah'a (Allah'ın haricindeki herhangi birşeye götürene) bağlarsa o da rabıtasinı yapmış olur. Ama bu rabıta şeytani olmuş olur.
Artık o mürid merbutu olan kişiye benzemeye başlar. Giyimi, kuşamı, konuşması, yürümesi, hitap şekli, saç şekli onda olup kendisinde olmayan dövme, küpe, halka gibi şeyleri tercih etmesi gibi birçok şeyi ile merbutunun hâlleri ile hemhâl olmaya başlar. Kalbi her an onun ile beraberdir. Hayellerinde, rüyalarında, planlarında hep o vardır. O rabıtasını sağlam yaptıkça (kalben ona daha çok bağlandıkça) ona daha da fazla benzemeye başlar.
Anadolunun bağrından çıkmış gelmiş bir ailenin içerisinde yetişen çocuklardan birinin Koreli gibi, Amerikalı gibi Çinli gibi, Zenci gibi bir giyim tarzı kuşanmasının sebebi oturduğu yerden teknolojininde kolaylığı ile ya km celer ileride birilerine veyahutta onlara rabıta yapan yakınındaki birilerine rabıta yapması sebebi iledir.
Bir de paraya pula makama şan ve şöhrete rabıta yapanlar var. Onlarin durumları çok daha vahim. Çünkü edindikleri güç ile şeytana benzemezler. Ama şeytanın ta kendisi olurlar. Allah muhafaza.
Onun için kendinizin ve ailenizin Merbutunu iyi ayarlayın. Yoksa sonuç vahim olabilir.
Rabbim bizleri Allah CC ya götüren merbuta rabıta yapmayı nasip eylesin. Sahib-i zamana, ekmel-i mükemmil olan mürşide ulaştırsın inşaAllah...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder