7 Aralık 2020 Pazartesi

2 rekât Keffaretül bevl namazı kılmayı da ihmal etmeyelim birinci rekât ta 1 fatiha-i şerif 7 kevser suresi, 2 ci rekât ta 1 fatiha-i şerif 7 ihlas-i şerif.

 

😢UHUD ŞEHİDLERİ AYNI GİBİ DURUYORDU 😔
Rahmetli Osman amca Fatih Eygihan üstada anlatıyor..
Ayneyn tepesi yanında ki Uhud mezarlığı daha duvarlar ile çevrilmemişti, sene 1940 civarları idi.
Türkiye'den bir kafile ile umre ziyaretindeyiz. Akşam üzeri vardık Uhud'a , sağanak bir yağmur başladı sel aldı götürdü her yeri.
Otobüs ilerleyemiyor ve biraz zorlayınca arıza yaptı. Otobüsün içinde sabahı bekledik. Sanki gökyüzünden kova kova su boşalıyordu, Yağmurun şiddetinden gökyüzü göz gözü görmüyordu.
Sabah çıktık dışarı sel herşeyi sürüklemiş, otobüs o kayaya yaslanmasa bizide götürecekmiş. Etraf zaten çöl kumu, Bata çıka yürümeye başladık. Etrafta yerde yatan insanlar ile dolu. Muhtemelen sele kapılan bir kafile, her yer insan cesedi idi.
Biraz sonra suud hac bakanlığı yetkilileri geldi kurtarma ekibi ile. Hava muhalefeti dolayısıyla tüm kafileleri engellemişler.
Biz direk otele gitmeden Ayneyn tepesine gittiğimiz için uyarıyı duyamamışız. Tek kafile bizmişiz bölgede. Sele kapılanların nereden geldiğini araştırmaya başladılar. Polis ve Ambulanslar geldi. Sonradan Arkeolog tarihçi olduğunu öğrendiğimiz üniversite öğretim üyeleri geldi.
Hac bakanı ve devlet erkânı da gelince ortalık mahşer alanı gibi oldu. Cesetleri inceleyen arkeolog ekibinden biri Tekbir getirerek bağırmaya başladı. Birşeyler söyledi. O anda o ekiplerin hepsi tekbirler getiriyordu. ürktüm, hepimiz korktuk.
Kafilemizin Bursalı hocası döndü bize ve ağlayarak yere çöktü. Secdeye kapandı. Daha da korktuk. Hıçkıra hıçkıra ellerini başının ustunde kenetleyip dedi ki; Meftaların üzerinde ki elbiseler, yanlarında ki kılıçlar, sahabe dönemine aitmiş...😢
Burası Uhud şehidliği. Şu tarafta yatan sakallı babayiğit'in çürümüş kılıç askısında, "Kureyşli Hamza İbn-i abdulmuttalip" yazısı varmış, ve diğerleri, hadislerde ismi geçen Uhud şehitleri, İbn-i Sait , İbn-i Cabir, İbn-i Amr, İbn-i süveyd yaklaşık 70 kişi.
Ve, kafilede bayılan bayılana. Çığlıklar birbirine karıştı. Sanki yeni ölmüş gibilerdi, hiçbir çürüme yok. Canlı gibi, uykuda gibiydi hepsi. Ve hiç birine dokunmadan, oldukları yerler derince kazıldı, yeniden üstlerine taş konulup , onunda üstü kum ile kapatıldı..
Bölgeye kimse sokulmadı. Bizim de bölgeden çıkmamız yasaklandı. Daha sonra hoca geldi ve dedi ki;
Selde sürüklenen cesetler imiş bunlar, ben yanlış anlamışım. Eğer buradan çıkmak istiyorsak, bu konu bu şekilde olacak.. Arap devlet erkanı, toplumun cahil olduğunu...
Ve bu olay duyulursa halkın eski adetlerine dönüp, cesetlere çul çaput bağlayıp, tapınmaya başlayacağını. Bu yüzden mezartaşı ve kabir ziyareti resmen yasak olduğunu. Mevzu duyulursa, vebalin büyük olacağını söyledi..
Ve uzun yıllar o 15 kişilik kafilemiz hep sustu.
"Biliyormusun evlâd, bir tanesinin elini tuttum canlı mı diye, nabzına bakmak için.
Şunu hiç unutamam, her yer sanki gülsuyu ile yıkanmıştı, o koku halen burnumda evladım..."
Allah bizi onların yollarından ayırmasın!
Alıntı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder