23 Kasım 2020 Pazartesi

Hz. Peygamber (asm)'in öldükten sonra da -diğer insanlardan farklı- bir hayat mertebesinde olduğunu gösteren rivayetler vardır: - Hz. Ebu Hüreyre’den gelen rivayete göre, Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu: “Herhangi bir kimse bana selam verdiğinde Allah ruhumu bana iade edecek, ben de onun selamını alırım/selamına selam ile mukabele ederim.” (bk. Ebu Davud, Menasik, 100) -Yine Ebu Hureyre’den gelen bir diğer hadis rivayetinde Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu: “… Bana salavat getirin, çünkü siz nerede olursanız olun, salavatınız bana ulaşır.” (Ebu Davud, a.y) - Ebu Davud ve daha başka hadis kaynaklarında yer alan “..Cuma günü bana salâvatınızı çoğaltınız! Çünkü, salâvatınız bana arz olunur…” hadisin açıklamasını yapan alimlerin bildirdiğine göre, Hz. Peygamber (asm) ümmetinin yaptığı iyi amellerinden ötürü sevinir, kötü amellerinden ötürü üzülür. İbn Hacer el-Mekkî’nin belirttiğine göre, bütün peygamberler kabirlerinde hayattadır, namaz kılarlar, yalnız yemek yemez ve içmezler, bir nevi melek hayatını yaşıyorlar. Beyhakî bu konuda hususî bir kitap yazmıştır. (Geniş bilgi için bk. Avnu’l-Mabud, ilgili hadislerin şerhi)

 DÂVÛD ALEYHİSSELÂM

Dâvûd Aleyhisselâm, Süleyman Aleyhisselâm’ın babası olup Allah onun elinde nübüvvet ile padişahlığı birleştirmiştir. Dâvûd Aleyhisselâm, peygamber olmadan önce çobanlık yapardı. Câlût’u öldürdükten yedi sene sonra, Cenâb-ı Hak ona mülkü (padişahlığı) bahşetti. Tâlût şehîd olduğunda İsrâîloğulları, onun hazinelerini Dâvûd Aleyhisselâm’a verdiler. Onu başlarına padişah yaptılar. İsrailoğullarında peygamberlik ile birlikte padişahlık, sadece Dâvûd Aleyhisselâm’da birleşti.
Kitap ve sünnette bildirilmiş olan fazîletleri ve mucizeleri, meşhur ve çoktur. İmam Mukâtil’in (rah.) beyanına göre Kur’ân-ı Kerîm’de, Cenâb-ı Hak 12 yerde onu zikretmiştir. Buhârî-i Şerîf’de Ebû Hüreyre’den naklolunduğuna göre Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular ki:
“Dâvûd Aleyhisselâm’a (kendisine vahyolunan Zebûr’u) okumak kolaylaştırıldı. Dâvûd (a.s.) kendisinin (ve maiyyetinin) binit hayvanlarının (sefere) hazırlanmasını emreder, hayvanlar eğerlenip hazırlanıncaya kadar Zebûr’u okur (da hatmeder) idi. Yine Dâvûd (a.s.), yalnız kendi elinin emeğinden yerdi.”
Dâvûd Aleyhisselâm kırmızı yüzlü, beyaz tenli, uzun sakallı idi. Güzel sesli, güzel huylu, temiz kalpli idi. Mûsâ Aleyhisselâm ile arasında 577 sene vardı. 67 yahut 100 sene yaşadığı rivâyet edilmektedir.
Dâvûd Aleyhisselâm’ın kabri, Kudüs surlarının, şehir kapısına yakın yerinde, Deyr-i Suhyûn denilen mahaldedir.
Ebû Nuaym’ın Hilyetü’l-Evliyâ kitabında şöyle geçer: Dâvûd Aleyhisselâm dedi ki:
“İlâhî! Bana yaptığın muâmeleyi oğlum Süleyman’a da yapar mısın?” Cenâb-ı Hak buyurdu ki:
“Ey Dâvûd! Oğlun Süleyman’a söyle, senin gibi bana kulluk etsin, ben de ona, sana yaptığım gibi muâmelede bulunayım.”
(el-Hakîkat ve’l-Mecâz, A.ganî Nâblusî)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder