29 Ekim 2020 Perşembe

Dünya onların olsun, ahirette bizim.* Hz.Ömer, sezsizce, Rasülümüzün dinlenmekte olduğu odaya girer. Bir an çevresine göz gezdirir. Tavana asılmış kuru bir deri parçası, bir torbanın içinde bir kaç kg. arpa, duvara dayalı bir kaç ağaç yaprağı ve yerde de Hz. Muhammed SAV. üzerinde uyumakta olduğu hurma lifinden örülmüş kaba bir hasır.


Bu durum karşısında ağlamaya başlayan Hz.Ömer’in hıçkırıkları O’nu uyandırır. Kalkınca hasırın vucüdunda iz yaptığını, kan oturduğunu gören Hz. Ömer omuzları sarsıla sarsıla ağlamaya başlar. Hz.Muhammed SAV. hayretle sorar:
-Ey Hattaboğlu! Niçin ağlıyorsun?,
-‘Ey Allah’ın elçisi! İranlılar imparotorlarını saraylarda yaşatırken ,Bizanslılar Kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken sen ki Allah’ın Elçisisin…
İzin versen de, biz de seni…
Maksat anlaşılmıştır, Allah’ın Elçisi, gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm, tatlı bir el işareti ile keser ve, *‘Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir.Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı‘*(Ankebut,64) ayetini okuduktan sonra ekler ve
*‘İstemez misin Ey Ömer! Dünya onların olsun,ahirette bizim olsun.…’*
VELADET KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder